15 Ekim 2014 Çarşamba

SANCAK-I ŞERİF ve ÖNEMİ Bir topluluğun en önemli sembollerinden biri bayrak ve sancaktır. Her ikisi de, en küçük birimden en büyük birime kadar o topluluğu sembolize eder.



'' DÜNYADAKİ MÜSLÜMANLARI VE TÜRKLERİ BİR ARAYA TOPLAYACAK GÜÇ ''
Abdullah b. Şurefe'den rivayet edildi ki: 

Mehdi'nin beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (S.a.v)'in bayrağı olacaktır (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.65)
Peygamber (S.a.v)'in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup, dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (S.a.v)'in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.23) .
  Alametlere gelince; beraberinde Allah Resulünün (S.a.v) gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki Peygamberin (S.a.v) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Mehdinin zuhuruna kadar da açılmayacaktır (Kıyamet Alametleri, s.164) .
  Hz. Mehdi, Peygamber Efendimiz (S.a.v)'in bayrağıyla çıkacaktır. O bayrak dikilmemiştir, siyah ve dört köşelidir. Peygamberimiz (S.a.v)'in vefatından sonra hiç açılmamış olup ancak Hz. Mehdi tarafından açılacaktır (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-i Mehdiy-il Muntazar, ss.41-42, 52, 54) .
   Peygamber Efendimiz (S.a.v)'in hadislerinde rengi, şekli, dikişi hakkında bilgi verilen sancak bugün Topkapı Sarayı'nda Kutsal Emanetler Bölümünde muhafaza edilmektedir.
  Ahir zamanda ancak Hz. Mehdi tarafından açılacağı bildirilen bu Sancak'ın önemli bir özelliği de Peygamberimiz (S.a.v)'in "vefatından bugüne kadar hiç açılmamış" olmasıdır. Tarihi kaynaklara göre; günümüze kadar Osmanlı İmparatorluğu da dahil olmak üzere hiçbir devlet tarafından, Peygamber Efendimiz (S.a.v)'in zatına hürmeten açılmayan sancak, götürüldüğü savaşlarda ve törenlerde kılıfından dahi çıkarılmamıştır. 1400 yıldır bu şekilde muhafaza edilen sancak Hz. Mehdi'nin gelişi ile İslam ahlakının hakim olacağı dönem olan ahir zamanda açılmayı beklemektedir. (En doğrusunu Allah bilir.




Kurtlar Vadisi Pusu - Siyah Sancak Yemin Töreni

http://www.youtube.com/watch?v=wfBfacRZbjw
SANCAK-I ŞERİF ve ÖNEMİ  
  Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlam ile ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam'ın sembolü olan bu sancak kutlu Peygamberimiz, Hz. MUHAMMED (S.a.v)'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi'dir. Hz. Peygamber her katıldığı savaşa Ukab ile girmiştir.
   

Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı.
   Resullullah (S.a.v) kullanılacak sancakların hep beyaz olmasını emretmişti, ancak Ukab siyah renkli idi. Bu Sancak'ın diğerlerinden başka bir farkı da yünlü bir kumaştan yapılmış olmasıydı.
  İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Peygamber Efendimiz (S.a.v)'in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukab'tı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Peygamber (S.a.v)'in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, Moğallar'ın Bağdat'ı işgal etmesiyle Abbasi Halifesi tarafından Mısır'a götürüldü. Ukab, Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısır'ın alınmasıyla da Osmanlılara geçmiştir. Yavuz Sultan Selim, Mısır dönüşü sancağı İstanbul'a getirmiş ve o tarihten itibaren Peygamberimiz (S.a.v)'in emaneti olan Ukab, İstanbul'da bulunmaktadır.
  Sancak-ı Şerif Osmanlı'ya geçtikten sonra savaşlarda kullanılması adet olmuştu. Ordunun savaş alanına çıkmasından bir süre önce Sancak-ı Şerif bulunduğu yerden çıkarılır ve hazırlık yapılırdı. Bu sancak, savaş alanlarına muhafazası ile birlikte götürülür ve sancaktarlar tarafından korunurdu. Sancak-ı Şerif'in ordu ile beraber olması çok büyük bir şevk unsuru olarak kabul edilirdi.
  Yüzyıllarca, İslam ahlakının bayraktarlığını yapan Osmanlı imparatorluğu, Sancak-ı Şerif'in İstanbul'a gelmesi ile büyük bir onura erişmiştir.
  Peygamber Efendimiz (S.a.v)'e ait, Ukab isimli sancak, bu özelliğinin yanı sıra çok önemli bir konunun daha alameti ve müjdecisidir. Hz. Peygamber (S.a.v) bu Sancak'ın açılacağı zamanın, Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan ahir zamanın müjdesi olacağını bildirmiştir. Hadislerde şu şekilde bildirilmiştir:
   
Yıl 624.
Yer Bedir.
Aylardan Ramazan-ı Şerif.
Günlerden Cuma.
Bir yiğit savaş meydanında yürüyor.
Göğsünü gere gere.
Müşriklere karşı mümin gururu ile.
Bir elinde Zülfikar bir elinde siyah sancak.
Başkomutanın sancağı.
Alemlerin efendisinin sancağı.
Siyah sancak.
Üzerinde bir hilal var.

Siyah renk fezayı temsil ediyor.
Hilal ise o fezadaki yıldızları ve gezegenleri.
Ki o sancak Peygamberimize ait.
Sadece o kullandı.

Gün geldi Abbasilerle Mısır’a getirildi.
Ezelde takdir edilen Hadimi ile buluşmak için.
Ve sin şın’a dahil olup
Yavuz Mısır’a girince,
Belde-i Tayyibe İstanbul o sancak ile şereflendi.

1400 yıldır o sancak hiç açılmadı.
Bir peygamber emaneti olarak korundu.
O peygamber ki hadis-i şeriflerinde müjdeledi.
O sancak bir gün açılacak.

Şimdi kutsal emanetler dairesinde bekliyor,
Onu dalgalandıracak sancaktarı,
Hadis-i şeriflerde müjdelenen yiğidi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder